Çerşenbe axşamı, 20.04.2021, 14:42
Приветствую Вас Qonaq | RSS

islam dini

Bölmələr
    Şiə cavabları
    Sorğu
    Saytı qiymetlendirin
    Cəmi cavab: 6931
    Sayğac

    Onlayn: 1
    Qonaq: 1
    İsifadeçi: 0
    Форма входа

    Meqaleler kataloqu

    Главная » Статьи » İslami vəhdət

    Ayetullah Kaşif el Gıta'dan İslami Vahdet Çağrısı
     

    İhtilaf ve bölünmüşlük bizim temelimize kök salan ve bizleri bedbaht eden müzmin hastalıklardan biridir. Allah Teala bizlere birlik ve dayanışma içinde olmayı emretmiştir. Kardeşlik ve birbirimize karşı sorumluluk içinde olmayı bizlere vazife kılmıştır. Unutmamak gerekir ki bizler Sünni veya Şii olmadan önce Müslümanız… Müslümanlar kardeştirler. Acaba kardeş kardeşin düşmanı olabilir mi?

    Aşağıda yer alan metin İslam aleminin en büyük alimlerinden ve vahdet münadisi Ayetullah Kaşif el Gıta’nın Hicri Kameri 1350 Yılında Siyonistler tarafından işgal edilmeden önce Beyt'ul Mukeddes’de yapmış olduğu önemli ve tarihi konuşmanın bir parçasıdır. Bu konuşma İslam aleminin bugünkü konumu için de ne kadar geçerli olduğunu göstermektedir. Hepimiz için ibret olmasını temenni ederiz.

    “… Allah yolunda bir nevi cihad sayılan böyle bir kongreye katılmak için Irak’tan hareket ettiğimi günden beri özellikle bu kongrede bulunduğum son 6-7 gün içinde sürekli düşünmekteyim. Bu önemli toplantıyla muhatap olduğum ilk geceden şimdiye kadar sürekli korku ve umut arasında bocalanmaktayım. Bu kongreye karşı hem iyimserim hem de garip bir tedirginlik duygusu içindeyim…

    Bu büyük kongre bir mucize gibidir ve bu oldukça az vuku bulan bir olaydır. Böyle bir mucizeyi bizlere bahşeden kuşkusuz bize güç de verecek ve bu güç sayesinde kutsal hedeflerimizi tahakkuk ettireceğiz.

    Gaye edindiğimiz hedefimizi tahakkuk ettireceğimiz konusunda bize güvence veren şey, bu camiyi (Beyt’ul Mukaddes) ziyaret ettiğimiz ve buradaki bunca değerli kutsal zenginliklerimizi, değerli tarihi eserleri gördüğümüz zaman bizde vasfedilmeyen özel bir kudret belirmekte, sanki yeni bir ruh enjekte edilmektedir. Bu ruh, gayret ruhu, fedakarlık ruhu ve bizleri kendi değerlerimizi korumaya iten ruhtur.

    Bugün Müslümanların elinde var olan üstün güç kesin olarak Batının elinde yoktur. Batılı devletler bugün gerçi ekonomik açıdan Müslümanlara oranla daha gelişmiş konumdadırlar ama biz Müslümanların içinde kendi kutsal değerlerimizi korumu duygusu çok daha güçlüdür. Öyle ki bu güç bizleri kendi değerlerimizi tüm zorluklara rağmen koruma iradesine kavuşturmakta… Kongreye katılan delegeler ve ev sahipliği yapan kişilerin bu alandaki sürekli çabaları takdire şayandır ve bizleri umutlandırmaktadır, fakat tüm bu umut bahşeden gerçeklere rağmen bin yine de kaygılıyım, korkmaktayım. Bu korkumun nedeni birkaç şeye dayanmaktadır:

    1 - … Şarklılar, özellikle Müslümanlar, kendi amaçları hususunda pek dayanıklı gözükmüyorlar ve bu arenada şuurlu Müslümanların ateşli hareket başlatmalarına rağmen bu hareketin bir süre sonra sönmeye yüz tutması kaygısı mevcuttur.

    Kongreye Katılan ey İslam alemi bilginleri! İstikrarsızlık bizlerin en ölümcül derdimiz ve çetin hastalığımızdır. Direnç, mukavemet sabrın dallarından bir daldır ki Kur’anı Kerim de 70 kez zikredilmiştir. Bizler henüz değerli işlerimizde sabır ve direnç özelliğini kendimize adet edinmemişiz… Öyle ki giriştiğimiz işlerin bir gün içinde sonuçlanmasını istiyoruz…

    Bu kongrenin Müslümanların karşı karşıya bulunduğu tüm sorunlara çare olması, zulüm ve sömürünün yok edilmesini beraberinde getirmesi beklentisi içindeyiz. Bu kongre henüz nutfe (döllenme) aşamasındadır. Kongrenin sırtına, belini bükecek kadar sorumluluk yüklemeyiniz.

    2 - … İhtilaf ve bölünmüşlük bizim temelimize kök salan ve bizleri bedbaht eden müzmin hastalıklardan biridir. Allah Teala birlik ve dayanışma içinde olmayı emretmiştir bizlere. Kardeşlik ve birbirimize karşı sorumluluk içinde olmayı bizlerin vazifemiz kılmıştır.

    Görüş farklılığı ve düşünce özgürlüğü insanın özelliklerindendir ancak görüş farklılığının düşmanlığa dönüşmesi musibettir.

    Unutmamak gerekir ki bizler Sünni veya Şii olmadan önce Müslüman’ız… Müslümanlar kardeştirler. Acaba kardeş kardeşin düşmanı olabilir mi?

    Resulullah Efendimiz (sav)in sahabesi özellikle o hazretin irtihalinden sonra İslam’ın bir çok fer’i meselelerinde ihtilafa düştüler ama vahdetleri zedelenmedi. Hepsi tek bir imamın arkasında cemaat namazı kılıyorlardı ve asla başka bir grubu küfürle suçlamadılar. Bu sebepten dolayı İslam dini yarım asır içinde dünyanın doğu ve batısına nüfuz etmeyi başardı.

    Tüm Müslümanlara özellikle İslam alemi liderleri ve bilginlerine böyle hassas ve kritik bir dönemde tüm çabalarını Müslümanların vahdet ve birliği yolunda harcamaları gerekir. Şii ile Sünniler arasında vahdet demek onlardan her hangi birisinden kendi mezhep ve inancından el çekmelerini istemek demek değildir. Birliklerini istemek onlardan birbirlerine karşı düşmanlık beslememelerini istemektir…

    … Müslümanların birlik ve bütünlük içinde olması için çaba gösteriniz… İslam dini ilk başlangıçta tüm dünyayı sarstığı gibi sizlerin çaba ve çalışmalarınız sonucu tekrar tüm İslam alemini ayağa kaldırmasını temenni ederim… Müslümanlar dünyayı yeniden yapılandırmalıdırlar. Günümüz dünyası felaket ve fesada gark durumdadır ve Müslümanlar tüm dünyayı her türlü pislik ve çirkinliklerden kurtarmalı, arındırmalıdırlar…

    Ey Muvahhitler! Tek vücut olun. Ben bundan önce iki kelime üzerinde durdum ve bu sözümün kalıcı sözlerden olmasını dilerim. O sözüm şuydu: İslam kubbesi iki temel üzerine dayalıdır: Kelime-i Tevhid ve Tevhid-i Kelime ( söz birliği ve birliğin sözü)

    3 - … Bizlerim müptela olduğumuz üçüncü hastalık ne yazık bir şarklılar amelden daha ziyade hep laf üretmişiz. Kendi teori ve düşüncelerimizi hayata geçirmemiz gereken yerlerde işlerimizi genellikle hesapsızca yapmaktayız…

    Her bir halk üç şeyle hareket oluşturabilir: Güçlü halk, sağlıklı düşünce ve sürekli çaba.

    4 - …Kendilerini halkın ve İslam aleminin bir parçası niteleyen bazı gruplar ne yazık ki bu değerli kongre için sorunlar oluşturmaya ve kongrenin beklenilen sonuca varmasını engellemeye çalışıyorlar. Bu kişi ve gruplar gizli ve aleni girişimleriyle kongreyi etkisiz hale getirmeye çalışıyorlar…

    Sözümün son bölümünde şunu belirtmek isterim ki; komploların en büyüğü ve hastalıkların en ölümcülü nifak ve iki yüzlülüktür. Münafıklar kendilerini Müslüman ve bizlerin bir parçası niteleyen kimselerdir ve ne yazık ki bizlerin içinde yaşıyorlar; fakat gizlice bizlerin girişim ve çalışmalarımızı mahvediyorlar… Bunlardan uzaklaşmalısınız…

    Hazırlayan: ruhullah.com

    Категория: İslami vəhdət | Добавил: media-islam (24.07.2008)
    Просмотров: 2568 | Рейтинг: 2.0/1
    Всего комментариев: 0
    Добавлять комментарии могут только зарегистрированные пользователи.
    [ Регистрация | Вход ]
    Axtar
    Linklər